hastalık da olmaz bir zamanda ansızın gelen sevilmeyen arkadaş gibi; hiç mi hiç çekilmiyor!
cemal süreya’ya “bayan en nihayet” dedirtebilen kadınlar bir gün çıkıp gelirler ve ondan sonra hiçbir şey gerçekten eskisi gibi olmaz.
her kadın, her şehir, her saat ve her özlem yeni bir başlangıç için bulunmaz fırsat.
şarkılar beni sana getiriyor evet ama hiçbiri senin kadar güzel değil.
ayışığı, bir tutam sensizlikle çok daha hüzünlü.
ben kız olsam ve onur diye birisini deliler gibi sevsem, ona “yeter ki onursuz olmasın aşk” şarkısıyla açılır, bu alanda çığır açardım.
nike kelimesini nayki diye okuyan çok bilmiş arkadaşlarınızın çemçük ağızlarına bir kere de siz vurmak istemez miydiniz?
ya bişi sorcam, acaba ben de mi regl falan oluyorum? yani nedir kardeşim bu her ay her ay bir bunalım havası!
tanıdık gibisin sevdiğim
saçların, ellerin, gözlerin,
belki hiç tatmadım muhabbetini
belki hiç tutmadım bir tutam sesini
ama öyle zamanlar oldu ki
bir annenin oğlu gibi
bir annenin oğluna olduğu gibi
öyle zamanlar oldu ki
ben hep sen oldum
bir şarkı olup odana doldum
sen beni çok sevdin
odada kimsecikler yoktu üstelik
sen beni bağıra bağıra sevdin
yakıştım dudaklarına
ama senin haberin yoktu
sonra yine sen oldum ben
kırmızı bir sonbahar günü
dalımdan ‘düştüm’ sana doğru
sen beni yine çok sevdin
ve yine yakıştım parmaklarına
benden haberinse yoktu hala…