February 2012
33 posts
2 tags
gözlerimle sana güller papatyalar getirdim... →
1 tag
bana bu kadar çok benzediğini görünce susmaktan...
aklıma gelme, sen gel.
bir film olsaydım eğer kuşkusuz ki "prensesin...
peki yazamadıklarımız? ya da söyleyemediklerimiz?...
toplaşıp gelse biraraya duyduğum bütün merhabalar,...
"kitaplar ne güzel kokuyor" dedi, "kitaplar sen...
twitter akademisyenlere acilen yasaklanmalı. ders...
yazmayı geçtim, hissedecek bir şey bile...
hastalığımı balkanlardan gelen soğuk hava kütlesine bağlayan ev arkadaşlarıma sesleniyorum; siz balkonlardan gelen soğuk havaya engel olun yeter!
hayat, birbirine 'kanka' diye hitap etmeyen...
bilmiyorum iyi bişey mi değil mi ama birisi bana...
2 tags
evime gelen arkadaşlarım kendilerini ilk olarak...
kız yurdu yanında kalmak çok güzel bişey la. bütün...
yokluğun; başımı yastığa koyduğumda dışarıda...
bana "AA nasıl alınır" boşuna anlatma hocam, bana...
"kafemizin her noktası güvenlik kameraları...
"bir serçecik tanırdım ki ben, yüreğini yarıp...
insanın kendisine bile kabul ettiremediği...
sıradaki şarkı topitopun içine sakız koymayı akıl...
"evet, hayır, hmm, haklısın, bilmiyorum" gibi kısa...
eğer hiç kimse bilmeyecekse iyi olmanın bir anlamı...
aynı şeylere gülüyor olduğumuzu düşününce çok...
hiç kimse, incesaz ve ezginin günlüğü aşığı bir...
bir gün gelecek ve ben baba olacağım. çocuğuna...
en güzel deşifre bizim hocalarıın yapmış olduğu deşifre! ulan bu panoda bir kez bile benim kağıdım asılmadı ya yanarım hep ona yanarım. ;)))))
bazen canım güzel şeyler düşünmek istiyor. hemen seni düşünüyorum ben de.
balon ruhumu kaybettim, hükümsüzdür.
demek ki neymiş? insanoğlu işine gelmeyen bir şeyi asla gerçekten kabullenmiyor; kabullenmiş gibi yapıyormuş.
January 2012
36 posts
sadece içki içilince sarhoş olunulduğunu zannetmek koskoca bir aptallık.
hastalık da olmaz bir zamanda ansızın gelen sevilmeyen arkadaş gibi; hiç mi hiç çekilmiyor!
cemal süreya’ya “bayan en nihayet” dedirtebilen kadınlar bir gün çıkıp gelirler ve ondan sonra hiçbir şey gerçekten eskisi gibi olmaz.
her kadın, her şehir, her saat ve her özlem yeni bir başlangıç için bulunmaz fırsat.
şarkılar beni sana getiriyor evet ama hiçbiri senin kadar güzel değil.
ayışığı, bir tutam sensizlikle çok daha hüzünlü.
ben kız olsam ve onur diye birisini deliler gibi sevsem, ona “yeter ki onursuz olmasın aşk” şarkısıyla açılır, bu alanda çığır açardım.
nike kelimesini nayki diye okuyan çok bilmiş arkadaşlarınızın çemçük ağızlarına bir kere de siz vurmak istemez miydiniz?
ya bişi sorcam, acaba ben de mi regl falan oluyorum? yani nedir kardeşim bu her ay her ay bir bunalım havası!
böyle ranch sos ya da biftekli cheetos gibisin. aynı zamanda da hiç benim olmayacak gibisin.
ama sen benimle hiç tanışmazsan ben seni hep özleyemem ki…
yanındayım,
uyanmışız,
sana günaydın diyorum,
en tatlı öpücüğümü konduruyorum,
sonra sıkıca sarılıyorum.
burnumu burnuna değdiriyorum.
kulağına fısıldıyorum;
seni çok seviyorum!
bundan tam bir ay önce hayatı devamlı ertelediğim için kendime çok kızmış ve bunu hemen tumblr’a yazmak istemiştim.
en çok merak ettiğim şeyin 5 numaralı tuşların üstündeki çıkıntının sebebi olduğu günler ne de güzel günlerdi.
telefonla konuşurken para üstü verebilen, bununla da yetinmeyip yolcu indirip bindirebilen dolmuş şoförlerinle güzelsin ey güzel türkiyem.